Bi Arkadaştan Bizlere …
(Begüm’e ve Gizem’e… ve Ersin’e… 10 Şubat 09, 03:03)
Öğrenciliğin en zor yanı mezun olmasıymış…
“Nasıl geçecek burada dört sene?” diye sorduğun yerde bitermiş gene her şey…
Her şey bir bir yansırmış o iki satır “Oled” ekrana, hala saklı kalırmış sandık içindekiler…
O ilk, bir damla gözyaşını döktüren melodiler kulaklardan hiç gitmezmiş…
Her şey sığarmış da “256 megabayt’a” bir tek göz yaşları bozarmış onun elektroniğini, ondandır ki gerisin geri taşarmış gözyaşları, martılara sermaye olurmuş…
Dört sene ancak üç beş sevda kaldırırmış ama hiç biri ilki gibi olmazmış
Şiir burada sevilmiş, Hamlet ve Ophelia’ya yaraşır sonlar burada düşlenmiş…
Oysa daha çok düşü varmış genç prens Hamlet’in ya orasını merak eden hiçbir zaman olmamış!
En güzel filmler Emek’te izlenmiş, en sert viskiler İstiklal’de içilmiş…
Ama her film - elbet - bitmiş ve her viskiden sonra - mutlak - uyanılmış!
En güzel muhabbetler Cihangir’de yapılırmış, en kötü, en ucuz şaraplar bu muhabbetlerde içilirmiş… Şarabın bitmesi güzelmişte, muhabbette son bulurmuş son damla şarapla…
Mösyö Godot’ya Tophane’de rastlanmış,
Godot tıpkı eski sevgilinin mektubu gibi beklenirmiş, dört sene boyunca, umutla…
Gün gelmiş suskun, hayın, çıyansı dört yanı puşt zulası sarmış!
Ellerimiz gecede ölesimiz tutmuş!
Oysa ölmek dediğimiz uyumakmış sadece öyle dermiş Shakspeare
Oysa bu dünya bizim sevmemiz için yaratılmış…
Bu masal şehr-i destan İstanbul’da geçermiş,
İstanbul ki, önce Sirkeci’den Kanlıca’ya martılar eşliğinde vapur gezileri
Sonra - tabi ki - Kız Kulesi’ymiş…
Sonrası iyilik güzellikmiş…
Masal İstanbul’da rivayet edermiş lakin en iyi yardımcı kadın oyuncu İzmir’miş…
En derde devanın Tunalı Hilmi olduğu günlerde olmuş…
Gün gelmiş tek çare bir yalana inanmak olmuş,
Gün geçmiş yalanlar gerçek, gerçekler yalan olmuş…
Özlemek güzelmiş burada; gün sayarak, kavuşacağını bilerek özlemekmiş böylesi!
Özlemek zormuş, sonsuza kadar kaybettiğin bir şeyi yada birini gelmeyeceğini bile bile onunla yaşadığın anlardan unutulmaz anılar yaratarak özlemekmiş zor olanı…
Birde özlemenin kötü olduğu zamanlar varmış ki; içinde umut ve belirsizlik olurmuş böylesinin!
Özlediğine ne kavuşacağın belliymiş ne kavuşamayacağın…
Her şey ya yavaş yavaş ya da birden bitermiş, ama mutlak bitermiş, bu değişmezmiş!
Artık geçmişi geri getiremez
Ve ne yazık ki geçmişi tekrar da edemezmişiz…
Artık Godot Gelmez, Attila İlhan öğrenemezmiş Pia’nın kim olduğunu!
Bir soğuk yel esermiş, üşürmüş ölüm bile…
Ve son kelime hep aynı olurmuş: “hoşça-kal”
Hoşça-kal dört sene boyunca istisnasız hep ayrı yazılmış,
Gün gelecek sen göreceksin ve gülümseyeceksin diye…
Ama artık bitmiş öğrencilik!
Hoşçakal…

Yazılar (RSS)